İçeriğe geç

Dinde Fetret Devri ne anlama gelir ?

Dinde Fetret Devri Ne Anlama Gelir? – İzmirli Bir Genç Yetişkinin Bakış Açısıyla

Dinde Fetret Devri’ni duyduğumda ilk aklıma gelen şey, Allah’tan işten yeni çıkmış ve evine doğru yürüyen bir adamın kafasında aniden beliren, “Lan ne yapıyordum ben? Hangi yoldan gidiyorum?” gibi bir düşünce oldu. Evet, İzmirli olmak bazen böyle bir kafa karışıklığına neden olabiliyor, biliyorum. Neyse ki hayat, karşımıza her zaman bizim gibi “farklı” bakış açılarıyla çıkmıyor. Ama gelin, şimdi Dinde Fetret Devri’nin ne anlama geldiğine ciddi ciddi bakalım ve buna İzmirli bir kafa yapısıyla yaklaşalım.

Dinde Fetret Devri Ne Demek?

Fetret devri, aslında bir dinin veya bir inanç sisteminin, uzun bir süre boyunca merkezi bir öğretinin veya liderinin olmaması durumunu anlatan bir kavram. Dinde Fetret Devri, halkın dini pratiğinde boşlukların olduğu, belirli bir dinî önderin veya liderin bulunmadığı, inançların karmaşıklaştığı ve bazen de insanların manevi anlamda kaybolduğu zaman dilimlerini ifade eder.

Bunu düşündüğümde, bir arkadaşımın İzmir’deki son yaz tatilinden sonra “Abi, sabah işe geç kaldım, trafiğe takıldım, kahvemi unuttum, başka da bir şey hatırlamıyorum” şeklindeki bocalamasına benziyor. Hani zaman zaman insanın ruhu bir yere gider de bedeni arkasında kalır ya… İşte Fetret Devri de aslında o anlık bocalama halini andırıyor. Tam bir denge kaybı durumu!

Fetret Devri’nde İnsanlar Neler Yapar?

Fetret devrinin bir dini sistemdeki etkisini düşündüğümüzde, bazen herkes kendi yolunu arar. İnançlar yerini farklı düşüncelere bırakır, insanlar geleneksel öğretilerin ötesinde bir anlam bulma çabası içine girer. Aynen o eski yaz tatilinde, “Ne zaman döneceğim? Hem işime yarayacak, hem eğlenceli, hem de anlamlı bir şey arıyorum” diyen birinin ruh haline benziyor. Öyle ya da böyle, herkes aradığını bir şekilde bulur.

Düşünün; bir köyde, yıllarca bir imamı olan bir cami var. Ama sonra bir gün, imam aniden işinden ayrılıyor, belki evleniyor, belki İstanbul’a taşınıyor. O köydeki insanlar ne yapacak? Hani camiye girecekler, dua edecekler ama kime? Hangi imam? O cami öylece duruyor ama içindeki insanlık boşluklarıyla baş başa kalıyor.

İşte o noktada, her birey farklı bir şey yapmaya başlıyor. Birisi sabahları kendi dua ritüelini geliştiriyor, diğeri sabah kahvesiyle birlikte kendi kendine meditasyon yapıyor, bir diğeri ise daha önce hiç düşünmediği şekilde doğa yürüyüşlerine başlıyor. Çünkü her bir insanın arayışı farklıdır. İzmir’de sokakta yürürken karşıma çıkan “Çok Bilmiş” meyve satıcısını bile düşünürken bir arayışta olduğunu fark ettim. Yani, insanlar arayış içinde olur ama bunu bazen komik bir şekilde yaparlar.

Fetret Devri’ni Kendi Kendime Anlatayım

Geçen gün arkadaşlarla İzmir’de bir kafede oturuyorduk, her zamanki gibi espriler havada uçuşuyor, kahkahalar birbirine karışıyordu. Ancak bir ara düşündüm: “Hep böyle güldürecek bir şeyler bulmaya mı çalışıyoruz? Yani bu sürekli şaka yapma hâli… Neyin nesi?”

“Ne diyon?” dedi biri.

“Abi, şu an sanki bizim de Fetret Devri’nde olduğumuz bir döneme girmişiz gibi. Ortada bir yönetici yok, bir plan yok, ama gene de biz durmadan güldürmeye çalışıyoruz” dedim.

Herkes biraz sessizleşti. Kimse Fetret Devri hakkında ne bildiğini tam olarak bilmediğinden, “Eee, sen ne demek istiyorsun?” diyerek cevap verdiler. Ben de başladım anlatmaya:

“Ya bak, şöyle düşün. Biz şu an esprileri yaparken, insanları güldürmeye çalışırken, aslında bir yandan kendimize de bir şeyler bulmaya çalışıyoruz. Bir yöneticimiz yok. Sadece eğlencelik bir amaç için varız. Ama tam olarak ne olduğunu çözemiyoruz, anlayamıyoruz. Aynen Fetret Devri’ndeki gibi. Bizim yöneticimiz olan o ‘baş imam’ ya da ‘lider’, aramızda değil. O yüzden biz de her an kendi yolumuzu arıyoruz. Bu, çok derin bir şey aslında.”

Herkes bir yudum daha kahve içti ve sonra gülmeye devam etti. Ama içimde bir şeyler vardı, o kadar. Çünkü düşündüm, Fetret Devri deyince aklımda sadece dinden çok, hayatın boşluklarından da söz ediyor gibiydim.

Fetret Devri ve Günümüz İnsanının İkilemleri

Yani, insanın ruhu bocalar, kaybolur ve sonra yeniden bulur. Bir bakıma da bu, modern zamanların bizlere yaptığı bir şey. İnançların karmaşıklaştığı, herkesin kendi yolunu bulmaya çalıştığı bu dönemde, insanlar arasında bir boşluk oluşur. İşte tam da o anda, ben ve arkadaşlarımın güldüğü o komik sahnede de Fetret Devri’nin izlerini görebiliyordum. Yani, insanlar aslında bir yanda dinî öğretilerle bir şeyler yapmaya çalışıyor ama diğer yanda kendi içsel sorgulamalarına dalıyorlar.

“Lan, bu ciddi bir şey mi?” dedi bir arkadaşım.

Ben de, “Hayır, ama belki de bizim gibi her şeyin üzerine espri yapan bir nesil için bunlar kaçınılmaz,” diye cevap verdim.

Yani Fetret Devri, insanların yalnızca dini yönelimlerinde değil, bir bakıma içsel denge ve yön bulma noktasında da bir dönemin sembolüdür. İnsanlar, boşluklar içinde kaybolur ve bu kayboluş bazen yeni bir keşfe dönüşür. Gerçekten de, bazen kaybolmak, kendini bulmanın başlangıcıdır.

Sonuç Olarak…

Fetret Devri, insanlar ve toplumlar için uzun süreli bir liderin yokluğu, kararsızlık, bir şeylere olan inancın sorgulanması dönemidir. Ama bu, aynı zamanda bir dönüşüm fırsatıdır. İzmir’de kahve içip arkadaşlarımla gülmek gibi. Bazen her şeyin yerli yerine oturması için bir süre beklemek, kaybolmak gerekebilir. Ama kaybolduğumuzda, belki de doğru yolu daha iyi buluruz.

Benim gözümde, Fetret Devri aslında herkesin kendi iç yolculuğunda bulacağı bir anlam, ama dışarıdan bakıldığında biraz karışık, biraz komik bir durum gibi. Hadi, ben şimdi bir çay alıp dışarıya çıkayım, belki biraz daha kaybolurum. Kim bilir?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort megapari-tr.com
Sitemap
operabettulipbetgiris.org